Özel Esentepe Hastanesi
Diyabet Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar!

Sadece ülkemizde değil, dünya genelinde en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilen diyabet (şeker hastalığı) ile ilgili doğru bilgi eksikliğinden dolayı, hastaların birçoğu soru işaretleriyle karşı karşıya kalıyor.

Toplum genelinde ‘şeker hastalığı’ olarak bilinen diyabet sorunu, dünya genelinde hızla artmaya devam ederken, Özel Esentepe Hastanesi Dâhiliye Bölümü’nden Uzm. Dr. Salim Çınar, ömür boyu sürebilen bu hastalığın birçok kişi tarafından yanlış bilindiğini ifade ederek, diyabetle ilgili doğru bilinen yanlışlara açıklık getirdi.

Zamanında tedavi edildiği takdirde, ‘kontrol edilebilir’ bir hastalık olan diyabet için yapılması gereken en önemli şeyin, öncelikle doğru bir yol haritası izlemek olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Salim Çınar, şeker hastalığının aşırı şekerli gıdalar tüketildiğinden değil, pankreasta insülin salınımı eksikliği olduğu için veya vücutta insülin direnci olduğundan dolayı ortaya çıktığını söyledi.

Kendini İyi Hissetmek İlaçların Kesilmesi Anlamına Gelmiyor

Diyabetin tedavi edilmediği takdirde hızla ilerleyen ve başta kalp ve damar sistemi olmak üzere; göz, böbrekler, sinir uçları ve diğer tüm organlara zarar verebilen çok ciddi bir hastalık olduğunu aktaran Dr. Salim Çınar,  bu hastalığı olan kişilerin tedavi olmak için kendini kötü hissetmesini beklememesi gerektiğini ifade ederek, eğer kişi kendini iyi hissederse de kullanmakta olduğu ilaçları asla sekteye uğratmaması gerektiğini vurguladı. Dr. Salim Çınar ayrıca, diyabet tedavisinde önemli olan noktanın, normal şeker düzeylerini korumak ve oluşabilecek yeni sorunlara karşı da önceden önlem almak olduğunu dile getirdi.

Diyabet Bulaşıcı Değildir

Diyabet hastalığının, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği gibi kronik yapıda olduğunu aktaran Dr. Salim Çınar, diyabetin bulaşıcı özellikte olmadığını vurgulayarak, hastalığın genellikle kalıtsal olmasından dolayı aynı ailede birkaç kişide dahi görülebildiğini söyledi.

İnsülin kullanımının kişide bağımlılık yapıcı bir yanı olmadığını da belirten Uzm. Dr. Salim Çınar, bu noktada Tip 1 ve Tip 2 gibi diyabet hastalıklarıyla ilgili terimlerin kullanılmasından dolayı birçok kişinin kafasının karışabildiğini söyledi.

Dr. Çınar ayrıca, “Tip 1 olarak adlandırılan diyabette, ailevi ve genetik geçiş faktörü Tip 2 diyabeti kadar yüksek değildir” diyerek, Tip 2 isimli diyabette gerekli önlemlerin alınması durumunda, diyabetin gelişmeden önce bu hastalığı ortaya çıkaracak risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasının veya geciktirilmesinin mümkün olabildiğini sözlerine ekledi.